Bu aralar herkeste bir tercih yapma heyecanı var, tahmin ediyorum. Adaylar tercih edecekleri bölümlerin taban ve tavan puanlarının yanında okulların yurt imkanları, iş bulma olanakları, eğitim kalitesi, Türkiye genelindeki yeri gibi bir çok konuda bilgi almak istiyorlar. Bizim okulda da İTÜ Tanıtım Günleri çerçevesinde adaylara okulun tanıtımı yapılıyor ve sorular cevaplanıyor. Ben de burda kendi bölümümle ilgili olarak bilgi vermek istedim. Mimarlık eğitimini de dahil ettiğimde yaklaşık 9 senelik İtü’lüyüm. Sanırım İtü hakkında yorum yapmak için yeterince tecrübe edinmişimdir. “İstanbul Teknik Üniversitesi Türkiye’de mühendislik eğitimi veren en köklü kurumlardan biridir.” şeklindeki edebiyatları bir tarafa bırakıp lafı uzatmadan kendi bölümümden bahsetmek istiyorum. Bu arada daha önce şu yazımda mimarlık ve Taşkışla ilgili birkaç düşüncemi yazmıştım. Bu nedenle mimarlık bölümünü tekrar ele almak istemiyorum. Eğer bölümle ilgili detaylı bilgi istiyorsanız onları da bölümün web sitesinden edinebilirsiniz. Bunun dışında benim eklemek istediklerim olabilir belki. Öncelikle neden İtü’yü tercih ettiğimden bahsedeyim.
Sinema tarihinin efsanelerinden biri olan Batman serisinin yeniden yaratılması süreci devam ediyor. Daha önce Batman Begins (2005) ile bu yeniden yaratım sürecine başlayan yönetmen Christopher Nolan, tıpkı o başlangıç filminde olduğu gibi yine kendisinin yazıp yönettiği serinin bu ikinci filminde de, seyircinin aklındaki Batman imajını değiştirmeye kararlı olduğunu ispatlıyor.
Hepimizin artık çok iyi bildiği gibi, Bruce Wayne’in zengin bir ailenin mutlu küçük çocuğu olarak başladığı yaşantısı, ailesinin bilinmeyen kötü insanlar tarafından öldürülmesinin ardından tamamiyle değişmiş ve sorunlu kişiliği onu, intikam peşinde koşan zengin ve lanetli bir adam ile adaletin savunuculuğunu üstlenmiş bir kahraman figürü (Batman) arasında sıkıştırmıştır. Gündüzleri uysal ama yarı disiplinli ve kısmen playboy olan bir patron, geceleri ise kapkara pelerininin altında Gotham kentinin dar ve pis sokaklarındaki serserilerin korkulu rüyası olan Bruce Wayne, serinin önceki versiyonu olan ve Tim Burton tarafından yönetilen seride bu iki rolü birbirine hiç karıştırmamış güçlü bir figürdü.
1989’da gösterime giren ve büyük olay yaratan o eski serinin ilk filminde Batman ile ilk kez tanışan seyirci, Batman’in (Michael Keaton) ve kötü adam Joker’in (Jack Nicholson) karizmasından ve filmin hızlı akışından o denli etkilenmişti ki, böylesi bir hayat yaşayan bir insanın aslında ne tip duygular içinde olabileceğine hiç kafa yormamıştı. Anlamsız biçimde tutarlı ve güçlü çizilen bu figür, 1992’de Batman Returns (Batman Dönüyor), 1995’de Batman Forever (Batman Daima) ve 1997’de Batman & Robin (Batman ve Robin) adlı serinin devam filmlerinde de sürmüştü. Oysa dikkatli sinemaseverler, o filmlerde bazı şeylerin olması gerektiğinden çok daha yüzelsel biçimde işlendiğini ve aynı bedende iki ayrı kişilik olan Bruce Wayne ile Batman arasında Devamını okuyun…»
Yaz okulunun son günlerine gelmişken, bu dönem aldığım Yapı İşletmesi dersinden de biraz bahsetmek istiyorum. İnşaat sektöründe çalışan profesyonelleri, bir inşaat projesinin geliştirilmesi ve başarı ile tamamlanabilmesi için gerekli olan insan, ekipman, malzeme ve finansal kaynakların en verimli biçimde yönetilmesi ve koordine edilmesi konularında bilgi vermeyi amaçlayan bu ders kapsamında planlama, proje yönetimi, maliyet ve süre yönetimi, cpm, primavera project planner gibi konular üzerinde duruldu. Benim burada daha detaylı olarak bahsetmek istediğim konu ise cpm ve primavera ile ilk çalışmam olan ödevimiz. Konu şöyle: Cpm ile iki katlı bir binanın toplam proje süresinin hesaplanması. Elde edilen verilerin Primavera project planner programına aktarılması.
Öncelikle Cpm’den bahsedeyim. Cpm yani Critical Path Method, ilk kez 1958′de Devamını okuyun…»
Ösym sınav sonuçlarını açıklamış olmalı ki, sitemin hitinde bir artış oldu. Moralim sıfırın altında olmasına rağmen bu yıl tercih yapacak arkadaşlara bir site önermek istiyorum. Belki çok faydası olmaz ama bana eğlenceli gelmişti. Geçen yıl bölümlerin taban ve tavan puanları yüzdelik dilimleri, tercih edilme yüzdeleri, hangi bölüme kim girmiş, cinsiyet dağılımları hatta burçlarına kadar herşey var. Bugün buraya yazı yazmak belki aklıma gelecek en son şeydi. Ama dedim ya paylaşmak istedim. Herkese bol şans dilerim. Ne kadar dalgınım az kalsın sitenin adını yazmadan bitirecektim. işte buradan ulaşabilirsiniz.
İlgiyle beklenen Uluslar arası yapı İstanbul fuarı dün nihayet kapılarını ziyaretçilere açtı. Geçtiğimiz yıl 60.000 m2 alanda, Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi Beylikdüzü’nde, 61′i yurtdışından olmak üzere 756 firma katılımıyla gerçekleşen organizasyonda 92.000′i aşkın ziyaretçi 10 ayrı salonda yaklaşık 11.000 ürün ve 3.000′e yakın marka ile buluşma imkanı yakalamıştı. Bu yıl ise ilginin daha da artması bekleniyor. Hafta içi olması ve derslerin devam etmesi nedeni ile henüz gidemedim, Cumartesi gün gitmeyi planladım ama şimdiden elimdeki bilgileri paylaşmak istiyorum. Artık izlenimlerimi ve fotoğraflarımı da daha sonra yayınlarım. Şimdilik sadece internetten takip ettiğim kadarı ile bazı bilgileri aktarayım. Bu yıl yaklaşık 800 kadar katılımcı firma Uluslararası Yapı 2008 İstanbul Fuarı aracılığı ile sektöründe geleceğin teknolojileri ve malzemelerini ziyaretçilere sergileme şansını yakalayacak. On-line davetiye alabilmek için burayı tıklamanız yeterli. Karşınıza çıkacak kısa formu doldurduktan sonra size verilecek numarayı bir yere kaydedin, fuar girişinde bu numara ile yaka kartı alacaksınız. Katılımcıların listesine ise bu adresten ulaşabilirsiniz. Fuar alanına ulaşım için gerekli bilgileri ise bu adresten edinebilirsiniz.
Bugün günlerden Pazar, daha doğrusu pazardı. Benim için iyi değerlendirilmemiş ama dinlendirici bir gün oldu. Dünki fizik vizelerinden sonra en azından biraz kafa dinlemiş oldum, biraz çimlerde yürüdüm fotoğraf çektim, bol bol tembellik yaptım bir de öğleye kadar uyudumJ Baharın geldiğini bugün gerçekten hissettim. Hava oldukça ısınmış, artık t-shirt ile dolaşmak üşütmüyor. Ağaçlar çiçek açmış, her yer papatya, bir de kavaklardan gelen pamuk gibi şeyler olmasa ne iyi olacak. Bu arada söylemeden geçemeyeceğim. Devamını okuyun…»

12-13 Nisan günlerinde programınız yoksa Unicera 2008 fuarını ziyaret etmenizi şiddetle öneriyorum. Avrupa’nın üçüncü büyük fuarı olma özelliğini taşıyan Unicera bu yıl 20. kez kapılarını açtı.Türkiye Seramik Federasyonu, Timder Tesisat ve İnşaat Malzemecileri Derneği ve Tüyap’ın işbirliğinde hazırlanan Uluslararası Seramik ve Banyo Fuarı’na, bu yıl 18 ülkeden 215 firma ve firma temsilcisi katılıyor.Beylikdüzü Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi 2-3-4-5-6-7 nolu salonlarında halen devam eden organizasyon için son gün 13 Nisan 2008.Ziyaret Saatleri:10-11-12 NİSAN 2008- 10:00 - 19:00, 13 NİSAN 2008 10:00 - 18:00 şeklinde.Fuar kapsamındaki ürünler ise şöyle;
- Fayans ve Seramikler
- Mermer
- Doğal Taş
- Granit
- Cam Mozaik
- Vitrifiye Ürünleri
- Havuz
- Sauna ve Jakuziler
- Armatürler
- Banyo Mobilyaları
- Banyo ve Aksesuarları
- Derz Dolgu Malzemeleri
- Profiller
- Sergileme Üniteleri
- Yapıştırıcılar
- Kesme Makineleri
Unicera , katılımcılar , ziyaret bilgileri, ulaşım gibi konularda daha detaylı bilgi almak için Unicera’yı ziyaret edebilirsiniz.
Yazacak onca konu birikmişken bugün biraz havadan sudan bahsetmek geldi içimden. Geçen pazardan beri MAT 102E sınavı için çalışıyorum. Sonunda sınav günü geldi ben internette takılıyorum. Hazır mıyım bilmiyorum. Worksheetleri çözdüm, uygulamalara gittim, eski sınav sorularına göz attım, her derse girdim. Üstüne Calculus’u da takip ettim. Artık daha ne yapayım değil mi? Güya elimdeki notları falan atacaktım buraya ama vakit bulamadım.Artık önümüzdeki sınava. Biraz mola verdim şimdi, çok sıkıldım çünkü. Tuba (oda arkadaşım) da izin almış haftasonu için. Odamda yalnız kaldım. Bu arada anlaşıldığı gibi yurda taşındım. Adresimi Devamını okuyun…»
Hergün birkaç saatinizi iett otobüslerinde geçiriyorsanız ister istemez sıkılıyor, kendisinize yapacak birşeyler arıyorsunuz. Genelde insanlar trafikte müzik dinlerler, birşeyler okurlar, milleti dikizlerler ya da etrafı izlerler. Ben sanırım sonuncu gruba giriyorum. Çünkü ne kulaklıkla müzik dinlemeyi ne de elimde gazete taşımayı severim. Böyle olunca yaptığım tek şey camdan dışarıyı izlemek oluyor. Bu yazıyı yazmaya karar verdiğimden beri daha da dikkatle gözlemlemeye başladığım duvar yazılarından bahsetmek istiyorum bugün.
İlk bakışta graffiti kelimesi bana zürafa’yı çağrıştırsa Devamını okuyun…»
Biliyorum artık çok geç olabilir ama ne yapayım ki yazı yazmaya fırsatım olmadı.Zaten benim için diğer günlerden farkı olmayan sıradan bir gün. Peki nerden çıkmış bu sevgililer günü?Her yıl 14 Şubat’ta kutlanan bu özel günün kökeni Vikipedi‘den öğrendiğime göre Roma Katolik Kilisesi’nin inanışına dayanıyormuş. Romantik aşk ile bağlantısı ortaçağ sonlarında ortaya çıkmış ve zamanla dinsel özelliğini kaybetmiş. 1969′da dini takvimden çıkarılmış dolayısıyla dini anlamda kutlanması sona ermiş. Günümüzde ise 14 Şubat Devamını okuyun…»
Latest comments
Son Yazdıklarım
Stars
- Lost Yayın Tarihi Belli Oldu!!! (55)
- Saç Bakımı ve Cilt Bakımı (30)
- Graffiti (19)
- İtü İnşaat Mühendisliği (11)
- SONY Playstation Portable ( PSP ) (10)
- Kredi yurtlar kurumu (kyk) yurt başvuruları sonuçları ve yurtlarda yaşam (7)
- 14 Şubat Sevgililer Günü (6)
- Ağaç Ev Hayalim... (6)
- 2008 Sezon Sonu İndirimleri (4)
- UNICERA 20. ULUSLARARASI SERAMİK VE BANYO FUARI (3)
Archief
Categories
- bilgisayar (2)
- Çevre (2)
- Gezi (2)
- Güncel (17)
- Hayat (10)
- internet (3)
- itü (5)
- Kategorilenmemiş (1)
- Kitap (2)
- Mimarlık (8)
- Moda (1)
- Sağlık (1)
- sinema (3)
- Teknoloji (3)
- Yapı Dünyası (4)






